COPYLEFT

Özgür yazılım (free software[1]) ve açık kaynak kodlu yazılım (open source) özellikle Amerika Birleşik Devletleri’nde yazılımın patent koruması altına alınması sonucunda oluşan tekellere tepki olarak ortaya çıkmış bir grubun (free society[2]) ortaya çıkardığı, kendi kültürünü, argosunu, internet sitelerini, kurallarını, ahlakını ve iletişim ortamlarını oluşturup internet ortamında dünyaya yayılmış bir akımdır. Teknik olarak açık kaynak kodlu yazılım ile özgür yazılım çok yakın, hatta aynı görünse de, bu iki akım çıkış noktaları tek ve uygulamadaki sonuçları çok benzer ancak felsefi anlamda önemli farklılıkları olan iki gruptur.

Konunun anlaşılabilmesi için öncelikle kaynak kodun ne olduğunun ve açık veya kapalı olmasının teknik farkının açıklanması gerekir. Bir yazılım eserinin dağıtıma sunulan paketlenmiş -kaynak kodu açık olmayan- hali arkasındaki kodun görülmesine izin vermez, dolayısıyla da kullanıcılar ve diğer yazılımcılar arka planda neyin nasıl çalıştığını göremez, inceleyip fikir edinemez, geliştiremez ve hata ayıklayamazlar. Açık kaynak kodlu yazılımda yazılımın kaynak kodu görülebilir olduğundan üzerine ekleme yapılabilir, kullanılan fikir ve metodolojiden esinlenerek veya kullanarak yeni eserler ortaya çıkartılabilir. Bir anlamda kapalı kaynak kodlu yazılım elinizde basılı halde olan dergi, açık kaynak kodlu yazılım ise basılı derginin sayısal ve değiştirilebilir kopyasının elinizde olmasıdır. Basılı dergiyi olduğu hali ile okuyabilir, elinizdeki nüshayı fotokopi ile çoğaltabilirsiniz -ki bu da fiilen mümkün olmakla birlikte hukuken mümkün değildir-. Ama elinizde derginin dijital kopyası varsa beğenmediğiniz yerleri değiştirebilir, yeni yazılar ekleyebilir, farklı renk ve boyutlarda yeni baskılar alabilirsiniz.

Akımın temelinde yazılımcının ortaya koymuş olduğu eseri hem patentlemeyerek, hem de kaynak kodlarını yayınlayarak başkaları tarafından da incelenmesine, değiştirilmesine ve belirli şartlar dahilinde kullanılmasına izin vermesi vardır. Bir başkasının geliştirip kodu açık olarak yayınladığı yazılımı veya kütüphaneyi, kod parçasını kullanarak yeni eserler ortaya çıkarılması şeklinde çalışıldığından farklı yazılımcılar aynı iş için vakit ve emek harcamak yerine bir başkasının attığı temel üzerine geliştirme yapmakta ve bu şekilde çok daha hızlı bir ilerleme sağlanması amaçlanmaktadır. Gerçekten de bu şekilde birçok farklı yazılımcının katkıda bulunduğu, işletim sistemleri de dahil önemli projeler ortaya çıkmıştır. Bu açık kaynak kod için yapılan tanım olup, açık kaynak kodu savunanlar konuya daha düz ve teknik yaklaşmakta, kodun paylaşılmasının daha hızlı şekilde ve daha hatasız yazılım geliştirmeye katkısını savunmaktadırlar. Özgür yazılımı savunanlar ise kaynak kodun açık olmasının teknik yararlarının yanında felsefi yönünü de önemsemekte, telif hakkını (“copyright”) eserin kapatılması için değil, açık kalmasını güvence altına almak için kullanan “copyleft[3]” kavramını geliştirmektedirler. Sosyolojik açıdan bakıldığında bu akım, Proudhon’un “mülkiyet hırsızlıktır” sözünün bilgisayar kültürü içinde yetişen yeni kuşak tarafından yapılmış bir yorumu olarak da görülebilir. Copyleft lisans, eser sahibinin telif hakkına dayanarak yazılımın serbestçe kullanılmasına, değiştirilmesine ve dağıtılmasına izin vermekte, ancak bu yazılımın kodları kullanılarak geliştirilen yazılımların da aynı koşullarla dağıtılmasını şart koşarak kodlarının kapatılmasını yasaklamaktadır.

Özgür yazılımlar yasal ve meşrunun ayrımının çok net görünebildiği alanlardan birisidir. Aynı zamanda sosyolojik olarak hukukun toplumca kabul edilmesinin ne kadar karmaşık ve zor bir süreç olduğunun ve bir alanda etkin olan kültürlerin o alandaki hukuku da belirlemesinin, bir anlamda hukuk emperyalizminin de kanıtıdır. Aslında son derece bireysel mülkiyetçi olan bir kuşağın gayrimaddi mal ve fikri mülkiyet gibi hukuk sistemi tarafından üretilmiş yapay kavramları kabul etmemesi, bilgi ve ilerlemenin bireysel mülkiyete konu olup toplumdan saklanmasını adil bulmaması sonucu ortaya çıkmış ve yazılımlar dünya çapında yayıldıkça yazılım üzerindeki mülkiyetin korunmasına ilişkin bir ekol olarak copyleft kavramı da copyright kavramına tepki olarak dünyaya yayılmıştır.

Uygulamada şirketler iş ahlakı, şirket itibarının korunması ve kamuoyu baskısı gibi nedenlerle bu yazılımların hak sahiplerinin haklarını aşağıda tartışılacak olan yasal boşluklara rağmen büyük oranda tanımakta ve korumaktadırlar. Bu alanda uzun süre az sayıda dava açılmış olsa da, son yıllarda yabancı mahkemeler GPL lisanslarının telif hukuku çerçevesinde uygulanabilir olduğunu kabul etmeye başlamıştır. Almanya’da Münih Asliye Mahkemesi 2004 yılında GPL’ye aykırı dağıtımı telif hakkı ihlali saymış, ABD’de Federal Daire Temyiz Mahkemesi 2008 yılında Jacobsen v. Katzer kararında açık kaynak lisansındaki şartların telif hakkı bakımından bağlayıcı olduğuna hükmetmiş, Paris İstinaf Mahkemesi ise 2024 yılında GPL’ye aykırı kullanım nedeniyle Orange’ı 800.000 avro tazminata mahkûm etmiştir. Bununla birlikte, her ne kadar özellikle Amerika’da ve göreceli olarak Avrupa’da konunun meşruiyeti herkesçe kabul edilmiş ve ahlaki temelleri sağlamca oluşturulmuş olsa da, yürürlükteki yasalar açısından ciddi uygulama güçlükleri vardır.

Türkiye’nin de aralarında olduğu, Avrupa Birliği dahil 119 tarafın kabul ettiği WCT sözleşmesi yazılımların telif hakkı ile korunmasını kabul eder. Bu sistem açık kaynak kodlu yazılım sistemine uyumlu değildir. 1951 tarihli Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, sonraki değişikliklerle uluslararası sözleşmelere uyumlu hale getirilmiş olmakla birlikte, ilk halinden bu yana değişmeyen 52. maddesinde “Mali haklara dair sözleşme ve tasarrufların yazılı olması ve konuları olan hakların ayrı ayrı gösterilmesi şarttır.” hükmüne yer vermektedir. Bu katı şekil şartı her ülkede aynı değildir; örneğin Alman Telif Kanunu kullanım hakkı verilmesini kural olarak bir şekle bağlamamakta, eser sahibinin herkese karşılıksız basit kullanım hakkı tanıyabileceğini de açıkça düzenlemektedir (UrhG § 32 f.3). Buna göre eser olarak kabul edilen yazılımlar üzerindeki mali haklara ilişkin tüm sözleşmelerin geçerli olmaları için yazılı olmaları gerekir. Yazılımın kaynak kodunun açılması ve dolayısıyla bu kod kullanılarak yeni ve farklı yazılımlar meydana getirilebilmesi eserde işleme hakkının kullanılmasıdır. Aynı zamanda özgür yazılım felsefesi eserin çoğaltılmasının, yayılmasının ve çoğu zaman ses ve görüntü nakline yarayan sistemlerle (internet) yayınlanmasını da gerektirir ki bu da yazılım eseri üzerinde bu 3 mali hakka ilişkin ruhsat verilmesi anlamına gelir. Dolayısıyla eser sahibinin hakların kullanılmasına izin verdiğini sözlü olarak veya internet ortamında beyan ettiği açık kaynak kodlu yazılım ve copyleft sistemi bu sistemle çelişmektedir. Sistem çok büyük oranda internet ortamında paylaşımı getirdiğinden, copyleft lisanslı olmayıp sadece açık kaynak kodlu olan ve kurumsal şirketlerce satışı yapıldığı için yazılı sözleşmeye konu olan çok küçük bir oran dışında yazılı anlaşma yapılmasına değil, internet ortamında yazılımın özgür yazılım lisanslı olduğunun beyanına dayanmaktadır. Uygulamada herkesçe kabul edilen bazı özgür yazılım lisansları (GPL, LGPL, MIT vb.) tüm yazılımcılarca standart kabul edilerek yazılımlarının kullanım koşullarını belirleyen lisans belgesi olarak yazılıma eklenip kullanılmaktadır. Ancak, FSEK düzenlemesi açısından bakarsak, yazılım geliştiricisi tarafından yazılımla birlikte internet ortamında imzasız olarak dağıtılan bu metinler tek taraflı irade beyanlarıdır ve yazılı olmadıkları sürece yasanın gerektirdiği şekil şartını karşılamamaktadırlar. Dolayısıyla kötü niyetli bir eser sahibi bu beyana rağmen eser üzerindeki mali haklarının ihlal edildiği iddiası ile dava açıp kazanabileceği gibi, eser sahibi dışındaki bir kişinin internete bu lisans beyanlarını ekleyerek koyduğu yazılım eserini kullanan iyi niyetli kişinin de iyi niyeti korunmayacak, kullandığı mali hakka ilişkin devir belgesini veya ruhsatı eser sahibinden yazılı şekilde aldığını ispatlayamadığı sürece mali hakka tecavüz etmiş sayılacak ve FSEK’te düzenlenen ceza ve tazminat hükümleri ile karşı karşıya kalacaktır.

Copyleft lisanslar da zaman içinde gelişmiştir. 2007 yılında yayımlanan GPL’nin üçüncü sürümü ve Affero GPL (AGPL), yazılımın dağıtılmadan yalnızca ağ üzerinden hizmet olarak (SaaS) sunulduğu durumlarda dahi kaynak kodun paylaşılmasını şart koşmaktadır. Avrupa Birliği’nin 2024/2847 sayılı Siber Dayanıklılık Tüzüğü ise açık kaynak yazılımlar için ayrı bir rejim öngörmekte ve “açık kaynak yazılım yöneticisi” kavramını getirmektedir. Bu gelişmeler, açık kaynak kod kullanan Türk yazılım şirketlerinin yalnızca FSEK değil, ihracat yaptıkları pazarların mevzuatı bakımından da lisans yükümlülüklerini dikkatle değerlendirmesini gerektirmektedir.

Özetle her ne kadar kesinlikle özgürlük, bilginin paylaşılması, teknolojinin birlikte çalışarak üretilmesi gibi çok güzel ve mantıklı temellere dayansa da, bu sistem maalesef ülkemizde ve çok sayıda Avrupa ülkesinde kabul edilen telif mevzuatı ile uyumlu değildir ve her ne kadar uygulamada copyleft sisteminin meşru görülmesi nedeniyle genellikle eser sahibinin haklarına saygı gösterilse de, yabancı mahkemelerin GPL’yi uygulamaya başladığı bugün dahi Türk hukukundaki yazılılık şartı nedeniyle bu yazılımların kullanımında hukuki risk bulunduğu göz ardı edilmemelidir. Güvenli elektronik imza 5070 sayılı Kanun ve Türk Borçlar Kanunu’nun 14 ve 15. maddeleri uyarınca yazılı şekil şartını karşılamakla birlikte, dünya genelinde dağıtılan özgür yazılım lisanslarının Türk hukukuna göre nitelikli elektronik sertifikayla imzalanması fiilen mümkün değildir. Dolayısıyla yapılması gereken, mevzuatımızı bu sistem ile uyumlu hale getirip, Alman hukukundaki örneğe benzer şekilde herkese karşılıksız tanınan basit ruhsatlar için FSEK m.52’deki yazılılık kuralına istisna getirmek olmalıdır.

[1] İngilizcede özgür ve bedava kelimelerinin karşılığı eşsesli olarak “free” kelimesidir. Akımın savunucuları kelimeyi “bedava” değil “özgür” anlamında kullandıklarını vurgulamakta olup özgür yazılımın ücret karşılığında dağıtılması da mümkündür; ancak uygulamada bu yazılımların büyük bölümü ücretsiz olarak sunulduğundan sözcük gündelik kullanımda her iki anlamda da anılmaktadır.

[2] Açık topluluk, açık kaynak kodlu veya copyleft yazılımı savunanların oluşturdukları sivil toplum hareketi.

[3] İngilizce copyright (telif hakkı) kelimesine yapılan bir gönderme. Kelimenin sonunda yer alan right İngilizcede hem burada kullanıldığı gibi “hak” hem de “sağ” anlamına gelmektedir. Akımın savunucuları copyright kelimesinin sonundaki “right” kelimesinin karşıtı olarak “sol” anlamına gelen “left” kelimesini kullanarak bir kelime oyunu yapmaktadırlar.

Copyleft

Telif hakkına soldan bir bakış